|
مدير ومالك المنتديان
|
Islâm dîninin mertebeleri (dereceleri)
ISLAM DINININ MERTEBELERI (DERECELERI)
مراتب الاسلام تركي
Islâm dîninin mertebeleri (dereceleri) var m?d?r? Bu mertebeler (dereceler) nelerdir?Published Date: 2009-05-24
Hamd, yaln?zca Allah'ad?r.
Islâm dîninin üç mertebesi (derecesi) vard?r. Bunlar:
1. Islâm 2. Imân 3. IhsanHer mertebenin (derecenin) de bir anlam? ve esaslar? (rükünleri) vard?r.Birinci Mertebe: ISLAMIslâm'?n sozlük anlam?; teslim olmak ve boyun egmek demektir.Terim anlam? ise; Itlak olundugu (kullan?ld?g?) yere gore anlam? degisir.Bunun da iki hali vard?r:Birincisi: Islâm, îmân lafz? ile birlikte zikredilmeyip tek bas?na kullan?ld?g? takdirde, itikat, soz ve fiiller gibi dînin esaslar? ile furuu olmak üzere dînin tamam? kastedilir.Nitekim Allah Teâlâ bu konuda soyle buyurmustur:إن الدين عند الله الإسلام [ سورة آل عمران من الآية: 19 ] "Allah kat?nda gerçek dîn, Islâm'd?r." Al-i Imrân Sûresi: 19ورضيت لكم الإسلام دينا [ سورة المائدة الآية: 3 ]"Bugün size dîninizi kemâle erdirdim, (sizi câhiliyet karanl?g?ndan Islâm nûruna ç?karmak sûretiyle) üzerinize nimetimi tamamlad?m ve dîn olarak size Islâm’? seçtim." Mâide Sûresi: 3 ومن يبتغ غير الإسلام دينا فلن يقبل منه [ سورة آل عمران الآية: 85 ]"Her kim, Islâm’dan baska bir dîn isterse, o dîn ondan asla kabul olunmayacakt?r. Ve o, âhirette hüsrâna ugrayanlardan olacakt?r." Al-i Imrân Sûresi: 85Baz? âlimler Islâm'? su sekilde tan?mlam?slard?r:"Islâm, Allah Teâlâ'y? birleyerek O'na teslim olmak, O'na itaat ederek boyun egmek, sirk ve sirk ehlini terketmektir." Ikincisi: Islâm, îmân lafz? ile birlikte zikredildigi takdirde, zâhiri amellerle sozler kastedilir.Nitekim Allah Teâlâ bu konuda soyle buyurmustur:قالت الأعراب آمنا قل لم تؤمنوا ولكن قولوا أسلمنا ولما يدخل الإيمان في قلوبكم [ سورة الحجرات، من الآية: 14 ]"Bedevîler: (Allah'a ve Rasûlüne tam anlam?yla) îmân ettik, dediler. (Ey Peygamber!) De ki: Siz (tam anlam?yla) îmân etmediniz, fakat müslüman olduk (boyun egdik) deyin.Imân henüz kalplerinize yerlesmedi." Hucurât Sûresi: 14 (( عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ اأَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ع أَعْطَى رَهْطًا وَسَعْدٌ جَالِسٌ فِيهِمْ، قَالَ سَعْدٌ: فَتَرَكَ رَسُولُ اللَّهِ ع مِنْهُمْ مَنْ لَمْ يُعْطِهِ وَهُوَ أَعْجَبُهُمْ إِلَيَّ. فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا لَكَ عَنْ فُلاَنٍ؟ فَوَاللَّهِ إِنِّي لَأَرَاهُ مُؤْمِنًا. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ع: أَوْ مُسْلِمًا؟ قَالَ: فَسَكَتُّ قَلِيلاً، ثُمَّ غَلَبَنِي مَا أَعْلَمُ مِنْهُ. فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ! مَا لَكَ عَنْ فُلاَنٍ؟ فَوَاللَّهِ إِنِّي لَأَرَاهُ مُؤْمِنًا. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ع: أَوْ مُسْلِمًا؟ قَالَ: فَسَكَتُّ قَلِيلاً، ثُمَّ غَلَبَنِي مَا عَلِمْتُ مِنْهُ. فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ! مَا لَكَ عَنْ فُلاَنٍ؟ فَوَاللَّهِ إِنِّي لَأَرَاهُ مُؤْمِنًا. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ع: أَوْ مُسْلِمًا؟ إِنِّي لَأُعْطِي الرَّجُلَ وَغَيْرُهُ أَحَبُّ إِلَيَّ مِنْهُ خَشْيَةَ أَنْ يُكَبَّ فِي النَّارِ عَلَى وَجْهِهِ )) [ رواه البخاري ومسلم ]Sa'd b. Ebî Vakkas'tan rivâyet olunduguna gore, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Sa'd b. Ebî Vakkas aralar?nda otururken birtak?m kimselere zekât mal?ndan verdi.Sa'd dedi ki: "Onlardan birisi benim yan?mda daha fazîletli olmas?na ragmen Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onu b?rak?p zekât mal?ndan kendisine vermedi. Bunun üzerine ben: Ey Allah'?n elçisi! Niçin falancay? b?rak?p da baskas?na verdin? (onu b?rak?p baskas?na vermenin sebebi nedir?) dedim. Allah'a yemîn ederim ki ben (zann?mca) onu mü'min olarak biliyorum. ( Sa'd, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in onlara dîndeki fazîletlerine gore zekât mal?ndan verdigini, terkedip vermedgi kimsenin de halini bilmedigini zannedip onun mü'min birisi oldugunu Allah'a yemîn ederek Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem'e haber verdi.)Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: Yoksa müslüman m?? diye sordu(Sa'd) dedi ki: Ben k?sa bir süre sustum.Sonra o sahs? bildigim için onun mü'min oldugunu tekrar soylemeye kanaat getirdim ve dedim ki: Ey Allah'?n elçisi! Niçin falancay? b?rak?p da baskas?na verdin? (onu b?rak?p baskas?na vermenin sebebi nedir?) dedim.Allah'a yemîn ederim ki ben (zann?mca) onu mü'min olarak biliyorum.Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: Yoksa müslüman m?? diye sordu. (Sa'd) dedi ki: Ben k?sa bir süre sustum.Sonra o sahs? bildigim için onun mü'min oldugunu tekrar soylemeye kanaat getirdim ve dedim ki: Ey Allah'?n elçisi! Niçin falancay? b?rak?p da baskas?na verdin? (onu b?rak?p baskas?na vermenin sebebi nedir?) dedim. Allah'a yemîn ederim ki ben (zann?mca) onu mü'min olarak biliyorum.Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: Yoksa müslüman m?? diye sordu. Hiç süphe yok ki ben, baskas? bana daha sevimli geldigi halde, kalbi Islâm'a ?s?nd?r?lmak istenen ve îmânlar? zay?f olan, sayet onlara vermezsem, dînden donüp kâfir olmalar?ndan ve Allah'?n onlar? yüzüstü cehenneme atmas?ndan korktugum için birtak?m kimselere veririm. (Kendilerine vermedigim kimseler, verdigim kimselerden bana daha sevimlidirler.Yoksa onlar? hakîr gordügümden veya dînlerinin noksan olmas?ndan veyahut da onlar? ihmal ettigimden dolay? bunu yapm?yorum. Aksine ben, onlar? Allah'?n kalplerinde yaratt?g? îmân nûruna b?rak?yorum. Kâmil olmas?ndan dolay? da mânlar?n?n hiçbir sekilde sars?lmayacag?na güveniyorum.) Sahîh-i Buhârî (27) ve Sahih-i Müslim (150)Sa'd b. Ebî Vakkas'?n, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-'e : Ey Allah'?n elçisi! Niçin falancay? b?rak?p da baskas?na verdin? (onu b?rak?p baskas?na vermenin sebebi nedir?) Allah'a yemîn ederim ki ben (zann?mca) onu mü'min olarak biliyorum dediginde, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- ona: Yoksa müslüman m?? diye sormas?n?n anlam?: Yani sen, onun îmân?na muttali olmad?n.Sen ancak zâhirî amellerinden dolay? onun müslüman olduguna muttali oldun, demektir. Ikinci Mertebe: IMANImân?n sozlük anlam?; Kabul etmeyi ve boyun egmeyi gerektiren tasdik demektir.Terim anlam? ise; Itlak olundugu (kullan?ld?g?) yere gore anlam? degisir. Bunun da iki hali vard?r:Birincisi: Imân, Islâm lafz? ile birlikte zikredilmeyip tek bas?na kullan?ld?g? takdirde, dînin tamam? kastedilir. Nitekim Allah Teâlâ bu konuda soyle buyurmustur:الله ولي الذين آمنوا يخرجهم من الظلمات إلى النور [ سورة البقرة الآية: ??? ]"Allah, îmân edenlerin dostudur (yard?mc?s?d?r), onlar? küfür karanl?klar?ndan îmân nûruna ç?kar?r. Inkâr edenlere gelince, onlar?n dostlar? (yard?mc?lar?) da taguttur (Allah'?n d?s?nda kendisine ibâdet ettikleri putlard?r) ve , onlar? îmân nûrundan al?p küfür karanl?klar?na gotürür.Iste onlar, cehennemliklerdir. Onlar orada devaml? kalacaklard?r." Bakara Sûresi: 257وعلى الله فتوكلوا إن كنتم مؤمنين[ سورة المائدة من الآية: 23 ] "Eger mü'minler iseniz, yaln?zca Allah'a tevekkül edin." Mâide Sûresi: 23Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- de bu konuda soyle buyurmustur: (( إِنَّهُ لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ إِلاَّ الْمُؤْمِنُونَ )) [ رواه مسلم ] "Hiç süphe yok ki ancak mü'minler cennete girecektir." Müslim (114)Bundan dolay? selef imamlar? îmân? soyle tan?mlam?slard?r:"Imân; kalp ile tasdik -ki buna kalp ile ilgili bütün ameller de girer-, dil ile soylemek, azalarla yapmakt?r. Allah Teâlâ'ya itaat etmekle artar, günah islemekle eksilir."Bunun içindir ki Allah Teâlâ îmân?, gizli ve aç?k olarak, dînin tamam?na s?ms?k? sar?lan kimselerle s?n?rland?rm?st?r (onlara münhas?r k?lm?st?r).Nitekim Allah Teâlâ bu konuda soyle buyurmustur: إنما المؤمنون الذين إذا ذكر الله وجلت قلوبهم وإذا تليت عليهم آياته زادتهم إيمانا وعلى ربهم يتوكلون الذين يقيمون الصلاة ومما رزقناهم ينفقون أولئك هم المؤمنون حقا لهم درجات عند ربهم ومغفرة ورزق كريم [سورة الأنفال : ? - ?] "(Allah'a gerçekten îmân eden) mü'minler ancak oyle kimselerdir ki Allah'?n ad? an?ld?g? zaman kalpleri ürperen, kendilerine Allah'?n âyetleri okundugu zaman îmânlar?n? art?ran (îmânlar?na îmân katan) ve yaln?zca Rablerine tevekkül edenlerdir.Onlar ki namazlar?n? dosdogru k?lan ve kendilerine r?z?k olarak verdiklerimizden (emrettigimiz sekilde) harcayanlard?r.Iste onlar, (bu fiilleri gizli ve aç?k yapanlar) gerçek mü'minlerdir.Onlar için Rableri kat?nda nice dereceler (yüksek makamlar), bag?slanma ve tükenmez bir r?z?k (cennet) vard?r." Enfâl Sûresi: 2-4Allah Teâlâ îmân?n hepsini, asag?daki âyet-i kerîme'de soyle aç?klam?st?r:ولكن البر من آمن بالله واليوم الآخر والملائكة والكتاب والنبيين وآتى المال على حبه ذوي القربى واليتامى والمساكين وابن السبيل والسائلين وفي الرقاب وأقام الصلاة وآتى الزكاة والموفون بعهدهم إذا عاهدوا والصابرين في البأساء والضراء وحين البأس أولئك الذين صدقوا وأولئك هم المتقون [ سورة البقرة الآية: 17? ] “(Allah kat?nda, namazda iken Allah’?n emri olmadan) dogu veya bat?ya yonelmeniz iyilik degildir. As?l iyilik, o kimsenin yapm?s oldugu iyiliktir ki, Allah’a, âhiret gününe, meleklere, kitaplara ve peygamberlere îmân eder, -kendisinin çok ihtiyac? olmas?na ragmen- yak?n akrabaya, yetimlere, yoksullara, yolda kalm?slara, dilenenlere ve (kolelikten kurtulmak isteyen) kolelere sevdigi maldan harcar, namaz? dosdogru k?lar ve zekât? (hak edene) verir. Soz verdigi zaman sozlerinde durur, yoksulluk, hastal?k ve savas zamanlar?nda sabreder.Iste onlar (bu s?fatlarla s?fatlananlar, îmânlar?nda sâd?k olan), muttakîlerdir (Allah'tan geregi gibi korkup O'na kars? gelmekten sak?nanlard?r)." Bakara Sûresi: 177 Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- de, Abdulkays heyetinin hadisinde îmân?n tamam?n? soyle aç?klam?st?r: (( آمُرُكُمْ بِالْإِيمَانِ بِاللَّهِ وَحْدَهُ. قَالَ: أَتَدْرُونَ مَا الْإِيمَانُ بِاللَّهِ وَحْدَهُ؟ قَالُوا: اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ. قَالَ: شَهَادَةُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، وَإِقَامُ الصَّلاَةِ، وَإِيتَاءُ الزَّكَاةِ، وَصِيَامُ رَمَضَانَ وَأَنْ تُعْطُوا مِنْ الْمَغْنَمِ الْخُمُسَ )) [ رواه البخاري مسلم ] “Size, yaln?zca Allah'a îmân etmenizi emrediyorum.Yaln?zca Allah'a îmân etmek ne demektir, biliyor musunuz? Onlar: Allah ve Rasûlü daha iyi bilirler, dediler.Buyurdu ki: Allah'tan baska hakk?yla ibâdete lây?k hiçbir ilah?n olmad?g?na ve Muhammed'in Allah'?n elçisi olduguna sehâdet etmek, namaz k?lmak, zekat vermek, oruç tutmak ve ganimetten beste bir vermeniz." Buhârî (53) ve Müslim (17) Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, farz olusuna inanarak ve sevab?n? Allah Teâlâ'dan umarak Ramazan orucunu tutmay?, îmândan saym?st?r. Ayn? sekilde inanarak ve sevab?n? Allah Teâlâ'dan umarak Kadir gecesini ibâdetle geçirmeyi, emânete riâyet etmeyi, cihad ve hacc?, cenazeye istirak etmek gibi amelleri îmândan saym?st?r.Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bir hadislerinde îmân? soyle aç?klam?st?r: (( الْإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ أَوْ بِضْعٌ وَسِتُّونَ شُعْبَةً، فَأَفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَأَدْنَاهَا إِمَاطَةُ الْأَذَى عَنْ الطَّرِيقِ )) [ رواه البخاري ومسلم ] “Imân, yetmis küsür veya altm?s küsür subedir (haslettir).(Bu hasletlerin) en fazîletlisi (yücesi): Lâ ilahe illallah sozüdür.En düsük miktar? ise, insanlara eziyet veren seyi yoldan kald?rmakt?r." Buhârî (9) ve Müslim (35) Bu konudaki âyet ve hadisler say?lamayacak kadar pek çoktur.Ikincisi: Imân, Islâm lafz? ile birlikte zikredildigi takdirde, bât?nî itikatlar olarak aç?klan?r.Nitekim Cebrâil hadisi ile bu anlamdaki hadisler buna delildir.Yine, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in cenaze namaz?ndaki su duâs? bu anlamdad?r: (( اللَّهُمَّ مَنْ أَحْيَيْتَهُ مِنَّا فَأَحْيِهِ عَلَى الْإِسْلَامِ وَمَنْ تَوَفَّيْتَهُ مِنَّا فَتَوَفَّهُ عَلَى الإِيمَانِ )) [ رواه الترمذي وأبو داود وابن ماجه وأحمد ] “Allah?m! Bizden kimi yasat?rsan, onu Islâm üzere yasat.Yine, bizden kimi vefat ettirirsen (oldürürsen), onu îmân üzere vefat ettir (oldür)." Tirmizî, Ebû Dâvûd, Ibn-i Mâce ve Ahmed rivâyet etmislerdir.Tirmizî "hadis, hasen sahih" demistir.Elbânî de "Sahîhu Sünen-i Tirmizî", c:1, s:299'da hadisin sahih oldugunu belirtmistir.Cünkü ameller, azalarla yap?l?r. Bunlar? da ancak hayatta iken yapabilir. Olüm an?nda ise, kalbin sozü ve amelinden (inanmas?ndan) baska bir sey kalmaz.Sozün k?sas?, Islâm ve îmân laf?zlar? ayr? ayr? zikredildigi takdirde, ikisi aras?nda hiçbir fark yoktur. Hatta iki laf?zdan her biri ayr? ayr? kullan?ld?g? takdirde dînin tamam?n? kapsar.Islâm ve îmân, ayr? ayr? zikredildigi takdirde -daha once de zikredildigi gibi- Islâm; azalarla yap?lan zâhirî amellere hast?r.Imân ise, kalbî olan bât?nî amellere hast?r.Iste Cibril hadisi olarak bilinen su hadis, buna delâlet etmektedir: ((عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ ا قَالَ: بَيْنَمَا نَحْنُ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ × ذَاتَ يَوْمٍ إِذْ طَلَعَ عَلَيْنَا رَجُلٌ شَدِيدُ بَيَاضِ الثِّيَابِ شَدِيدُ سَوَادِ الشَّعَرِ لاَ يُرَى عَلَيْهِ أَثَرُ السَّفَرِ وَلاَ يَعْرِفُهُ مِنَّا أَحَدٌ حَتَّى جَلَسَ إِلَى النَّبِيِّ × فَأَسْنَدَ رُكْبَتَيْهِ إِلَى رُكْبَتَيْهِ وَوَضَعَ كَفَّيْهِ عَلَى فَخِذَيْهِ وَقَالَ:يَا مُحَمَّدُ!أَخْبِرْنِي عَنِ الْإِسْلَامِ؟ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ×: الْإِسْلَامُ أَنْ تَشْهَدَ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ ×، وَتُقِيمَ الصَّلاَةَ، وَتُؤْتِيَ الزَّكَاةَ، وَتَصُومَ رَمَضَانَ، وَتَحُجَّ الْبَيْتَ إِنْ اسْتَطَعْتَ إِلَيْهِ سَبِيلاً. قَالَ: صَدَقْتَ. قَالَ: فَعَجِبْنَا لَهُ يَسْأَلُهُ وَيُصَدِّقُهُ. قَالَ: فَأَخْبِرْنِي عَنْ الْإِيمَانِ؟ قَالَ: أَنْ تُؤْمِنَ بِاللَّهِ، وَمَلَائِكَتِهِ، وَكُتُبِهِ، وَرُسُلِهِ، وَالْيَوْمِ الْآخِر،ِ وَتُؤْمِنَ بِالْقَدَرِ خَيْرِهِ وَشَرِّهِ. قَالَ: صَدَقْتَ. قَالَ: فَأَخْبِرْنِي عَنْ الْإِحْسَانِ؟ قَالَ: أَنْ تَعْبُدَ اللَّهَ كَأَنَّكَ تَرَاهُ، فَإِنْ لَمْ تَكُنْ تَرَاهُ فَإِنَّهُ يَرَاكَ. قَالَ: فَأَخْبِرْنِي عَنْ السَّاعَةِ؟ قَالَ: مَا الْمَسْئُولُ عَنْهَا بِأَعْلَمَ مِنْ السَّائِلِ. قَالَ: فَأَخْبِرْنِي عَنْ أَمَارَتِهَا؟ قَالَ: أَنْ تَلِدَ الْأَمَةُ رَبَّتَهَا، وَأَنْ تَرَى الْحُفَاةَ الْعُرَاةَ الْعَالَةَ رِعَاءَ الشَّاءِ يَتَطَاوَلُونَ فِي الْبُنْيَانِ. قَالَ: ثُمَّ انْطَلَقَ فَلَبِثْتُ مَلِيًّا، ثُمَّ قَالَ لِي: يَا عُمَرُ! أَتَدْرِي مَنْ السَّائِلُ؟ قُلْتُ: اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ! قَالَ: فَإِنَّهُ جِبْرِيلُ أَتَاكُمْ يُعَلِّمُكُمْ دِينَكُمْ))[ رواه مسلم ]Omer b. Hattab'dan -Allah ondan râz? olsun- rivâyet olunduguna gore, o soyle demistir:"Biz, birgün Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yan?nda otururken bembeyaz bir elbise giymis, simsiyah saçl?, üzerinde yolculuk izi bulunmayan ve içimizden de hiç kimsenin tan?mad?g? bir adam ans?z?n yan?m?za ç?kageldi. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in onünde oturup dizlerini, O'nun -sallallahu aleyhi ve sellem-'in dizlerine dayad?, ellerini de kendi Imam Nevevî, Sahîh-i Müslim'in serhinde, Sindî de Nesâî'nin serhinde "kendi uyluklar?n?n üzerine koydu" seklinde aç?klam?slar,Fakat "Avnu'l-Ma'bûd"'da "Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in uyluklar?n?n üzerine koydu" seklinde aç?klanm?st?r.uyluklar?n?n üzerine koydu ve: "Ey Muhammed! Bana Islâm'dan haber ver?" dedi.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: "Islâm; Allah'tan baska hakk?yla ibâdete lây?k hiçbir ilah?n olmad?g?na ve Muhammed -sallalahu aleyhi ve sellem-'in Allah'?n elçisi olduguna sâhitlik etmen, namaz k?lman, zekât vermen,Ramazan orunu tutman ve yoluna güç yetirdigin takdirde Beytullah'? haccetmendir", buyurdu. O: "Dogru soyledin",dedi.Bunun üzerine biz soru soran?n, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e hem soru sormas?na, hem de ona dogru soyledin demesine sas?rd?k.(Sonra devamla): "Bana îmândan haber ver?" dedi.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: "Imân; Allah'a, meleklerine, kitaplar?na, elçilerine (peygamberlerine), âhiret gününe ve kaderin hayr?na ve serrine îmân etmendir", buyurdu. Yine: "Dogru soyledin",dedi. (Sonra devamla): "Bana ihsandan haber ver?" dedi.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:"Ihsan; O'nu gorüyormusças?na Allah'a ibâdet etmendir. Sayet sen O'nu gormüyorsan bile, O seni gormektedir", buyurdu.(Sonra devamla): "Bana, k?yâmetin ne zaman kopacag?n? haber ver?" dedi.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:"K?yâmet hakk?nda kendisine soru sorulan kimse, soran kimseden daha bilgili degildir", buyurdu.Bunun üzerine o: "O halde bana k?yâmetin alametleri hakk?nda haber ver?" dedi.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:"Câriyenin efendisini dogurmas? Imam Hattabî, "Câriyenin efendisini dogurmas?"n?n anlam? hakk?nda soyle demistir: "Islâm'?n yeryüzünde yay?lmas?yla savaslarda çokça kad?n koleler ele geçirilmesinin ard?ndan müslümanlar?n onlar? câriyeler edinmeleri ve onlardan dogacak k?z çocuklar? annelerine efendiler olacakt?r." Yine "Câriyenin efendisini dogurmas?" soyle de aç?klanm?st?r: "K?z çocugunun, annesine çokça itaatsizlik etmesi sonucu, kad?n efendinin câriyesine hükmetmesi gibi, k?z çocugu annesine hükmedecektir." ve yal?nayak, bald?r? ç?plak koyun çobanlar?n?n bina yükseltmekte birbirleriyle yar?smalar? ve bunlarla iftihar etmeleridir", buyurdu.(Omer b. Hattab) dedi ki: Sonra adam oradan h?zla ayr?ld?.Bunun üzerine ben uzun bir süre (üç gece) oyle bekledim. Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bana: "Ey Omer! Soru soran?n kim oldugunu biliyor musun?" diye sordu.Ben de: Allah ve Rasûlü daha iyi bilirler, dedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:"Süphe yok ki O, size dîninizi ogretmek için gelen Cebrâil'dir", buyurdu. MüslimUçüncü Mertebe: IHSANIhsan?n sozlük anlam?; Bir ameli en iyi sekilde, kusursuz ve ihlasla yerine getirmek demektir.Terim anlam? ise; Itlak olundugu (kullan?ld?g?) yere gore anlam? degisir. Bunun da iki hali vard?r:Birincisi: Ihsan, Islâm ve îmân lafz? ile birlikte zikredilmeyip tek bas?na kullan?ld?g? takdirde, dînin tamam? kastedilir.Nitekim daha once Islâm ve îmân laf?zlar?nda da boyle geçmistir.Ikincisi: Ihsan, Islâm ve îmân laf?zlar?n?n ikisiyle veya ikisinden birisiyle birlikte zikredildigi takdirde, aç?k ve gizli, bütün amelleri güzel bir sekilde yerine getirmek olarak aç?klan?r.Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bunu Allah Teâlâ'n?n kendisine bahsetmis oldugu cevâmiu'l-kelimden -ozlü sozlerden- ve kendisinden baska yarat?lm?slardan hiç kimsenin aç?klamaya gücünün yetmeyecegi bir tefsirle aç?klayarak soyle demistir:"Ihsan;sanki O'nu gorüyormusças?na Allah'a ibâdet etmendir.Sayet sen O'nu gormüyorsan bile, O seni gormektedir."Bu mertebe, Islâm dîninin en yüce mertebesi ve konum bak?m?ndan en büyügüdür. Bu mertebenin sahipleri, her türlü iyilik ve güzelliklere baskalar?ndan once sahip olacaklar ve cennetteki en yüksek makamlara yak?n olacaklard?r.Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ihsan mertebesinin iki derecesinin oldugunu ve muhsinler için ihsanda iki farkl? makam?n oldugunu haber vermistir:Birinci ve en yüksek makam: O'nu gorüyormusças?na Allah'a ibâdet etmendir.Baz? âlimler bunu "Müsâhede Makam?" olarak adland?rmaktad?r.Dolay?s?yla bir kul, kalbiyle Allah Teâlâ'y? gorüyormus gibi amelini yapmas?, kalbinin îmân nûruyla ayd?nlan?p gorünmeyen seyi -gayb?- gorür hale gelmesidir.Buna gore, her kim Allah Teâlâ'ya yak?n olur, O'na yonelir, sanki O'nu gorüyormus gibi ve O'nun huzurunda oldugunu hissederse, bütün bunlar o kimseye hasyeti, Allah Teâlâ'dan geregi gibi korkmay?, heybet ve ta'zimi gerekli k?lar.Ikinci makam: "Ihlas/Murâkabe Makam?"d?r.Buna gore kul, Allah Teâlâ'n?n kendisini gordügünü ve O'na yak?n oldugunu hissetmesidir.Kul, bunu amelinde hisseder ve bunun üzerine çal?s?rsa, amelini Allah Teâlâ'ya hâlis k?lm?s olur.Onun amelinde bunu hissetmesi demek; onun bu davran?s?n?n, Allah Teâlâ'dan baskas?na deger vermesine ve o varl?k için ameli istemesine engel olur.Eger kul, bu makam? gerçeklestirirse, birinci makama ulasmas? kolaylas?r.Bunun içindir ki Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ikinci makam?, birinci makama bir sebep olmas? için getirmis ve soyle buyurmustur:"Sayet sen O'nu gormüyorsan bile, O seni gormektedir."Hadisin baz? laf?zlar?nda su rivâyet de vard?r: (( أَنْ تَخْشَى اللَّهَ كَأَنَّكَ تَرَاهُ، فَإِنَّكَ إِنْ لاَ تَكُنْ تَرَاهُ فَإِنَّهُ يَرَاكَ )) [ رواه مسلم ]"(Ihsan;) sanki O'nu gorüyormusças?na Allah'tan korkmand?r.Zira sen O'nu goremesen bile, O seni gormektedir." MüslimKulun,Allah Teâlâ'n?n kendisini gormekte oldugunu,onun gizli ve aç?k her ameline muttali oldugunu, yapt?g? hiçbir seyin O'na gizli-sakl? kalmayacag? îmân onun ibâdetinde gerçeklesirse, bu takdirde ikinci makama geçmesi kendisine kolaylas?r.Bu ise kulun, kendisini Allah Teâlâ'ya yak?n oldugunu ve sanki O'nu gorüyormus gibi Allah Teâlâ'n?n yard?m?n?n kendisiyle beraber oldugunu devaml? hissetmesidir. Hâf?z Hakemî, "Meâricu'l-Kabul", c:2, s: (20-33,326-328), "el-Mecmûu's-Semîn",c:1,s:(49,53), "Câmiu'l-Ulûmi ve'l-Hikem",c:1,s:106 Allah Teâlâ'dan O'nun fazîlet ve ihsan?n? dileriz.
Islam Q&A
Create Comments
المصدر...
اثبت وجودك
..
تقرأ وترحل شارك معنا برد أو بموضوع
|